Transport of charges in conjugated polymers

In document University of Groningen Device physics of donor/acceptor-blend solar cells Koster, Lambert Jan Anton (Page 12-16)

1.Uzmanlar Komitesi, her bir taraftan bir kişi olmak üzere ilgili tarafın önerdiği, bu Şart’la il-gili konularda yüksek derecede ilgisi olan ve uzmanlığı kabul edilmiş kişilerin yer aldığı ir listeden Bakanlar Komitesi tarafından atanacak üyelerden oluşacaktır.

2.Komite üyeleri altı yıllık bir süre için atanacak, aynı göreve yeniden atanmaları mümkün olacaktır.Görev süresini tamamlayamayan üye 1. paragrafta belirtilen yöntemle değiştirilecek, halef üye selefinin görev süresini tamamlayacaktır.

3.Uzmanlar Komitesi çalışma kuralları kabul edecektir.Sekreterya hizmeti Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından sağlanacaktır.

V. BÖLÜM Son Hükümler

Madde 18

Bu Şart Avrupa Konseyi üyesi tüm devletlerin imzasına açılacaktır.Onay, kabul veya tasvibe tabi olacaktır.Onay, kabul veya tasvip belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tevdi edilecektir.

Madde 19

1.Bu Şart, Avrupa Konseyi üyesi devletlerden beşinin bu Şart’la bağlı olmayı kabul ettiklerini, madde 18 hükümlerine uygun olarak bildirdikleri tarihten üç ay geçtikten sonraki ayın ilk günü yürür-lüğe girecektir.

2.Bu Şart’la bağlı olmayı kabul edeceğini daha sonra beyan eden herhangi bir üye devlet ba-kımından bu Şart; onay, kabul veya tasvip belgesinin tevdi tarihinden sonra geçecek üç aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

Madde 20

1.Şart’ın yürürlüğe girmesinden sonra Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Bakanlar Komitesi üye olmayan bir devleti Şart’ın tanımaya davet edebilir.

2.Şart’ın tanıyan bir devlet olması durumunda,Şart, katılım belgesinin Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tevdiinden sonra üç ay geçtikten sonraki ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

Madde 21

1. Devletler, imza sırasında yada onay, kabul veya tasvip belgesini tevdi ederken bu Şart’ın 7.

maddesinin 22den 5’e kadar olan paragraflarına bir yada daha fazla çekince koyabilirler.Başka çekince konamaz.

2. Önceki maddeye göre çekince belirten akit devlet bu çekinceyi Avrupa Konseyi Genel Sek-reteri’ne muhatap bir bildirim ile kısmen yada tümden geri alabilir.Bu tür bir çekinceden vazgeçme, bildirimin Genel Sekreter’ce alındığı tarihten itibaren geçerli olacaktır.

AYRIMCILIĞA KARŞI ULUSLARARASI İNSAN HAKLARI MEVZUATI 109

Madde 22

1.Herhangi bir akit taraf, herhangi bir tarihte,Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne muhatap bir bildirim ile bu Şart’tan çekilebilir.

2.Çekilmenin yürürlük tarihi beyanın Genel Sekreterce alındığı tarihten altı ay geciktikten son-raki ayın ilk günü olacaktır.

Madde 23

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri,Avrupa Konseyi üye devletlerine ve Şart’ı kabul eden tüm devletlere şu bilgilere şu bilgileri yazılı olarak haber verecektir:

a.Her imzalamayı;

b.Tüm onay, kabul veya tasvip belgelerinin tevdiini;

c.19.madde ve 20. maddeye göre gerçekleşen tüm yürürlüğe giriş tarihlerini;

d.3.madde 2. paragrafın hükümleri uygulanarak alınan her bildirimi;

e.Bu Şart’la ilgili tüm diğer hareket, bildirim, beyan ve haberleşmeleri.

Yukarıdaki hükümleri kabul zımnında gereği gibi yetkili kılınmış aşağıda imzaları bulunanlar işbu şartı imzalamışlardır.

Avrupa Konseyi arşivlerinde saklanacak işbu sözleşme İngilizce ve Fransızca olarak ve her iki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha halinde, 5 kasım 1922’de Strazburg2da düzen-lenmiştir.Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyi üyesi devletlerin her birine ve Şart’ı kabul etmeye davet edilen devletlere bu şartın aslına uygun suretlerini iletecektir.

HAKAN ATAMAN - HASAN SAİM VURAL 110

2.4- Avrupa Bölgesel Diller veya Azınlık Dilleri Şartı Açıklayıcı Rapor – Çev. İdil Işıl GÜL

(ETS No. 148) Giriş

1. Birçok Avrupa devletinde, bölgesel olarak yerleşik ve nüfusun çoğunluğundan farklı bir dil konuşan otokton gruplar bulunmaktadır. Bu durum, tarihi süreçte devletlerin salt dile dayalı olarak kurulmamasının ve küçük toplulukların daha büyük topluluklar tarafından yutulmasının bir sonucudur.

2. Bölgesel diller ile azınlık dillerinin demografik durumu, büyük ölçüde farklılık göstermek-tedir; bazı dilleri konuşan kişilerin sayısı binlerle ifade edilirken, bazı dilleri milyonlarca kişi konuş-maktadır. Yine bu dillere ilişkin olarak münferit devletlerin hukuk ve uygulamaları da büyük ölçüde farklılık göstermektedir. Ancak, hepsinin sahip olduğu ortak bir özellik, değişen ölçülerde tehlike al-tında olmalarıdır. Dahası, geçmişteki durum ne olursa olsun, bugünlerde bölgesel diller veya azınlık dillerinin karşı karşıya oldukları tehditler, modern medeniyetin ve özellikle kitle iletişimin dostça ol-mayan ortamının zorunlu standartlaştırıcı etkisinden veya hükümetlerin asimilasyon politikalarından kaynaklanmaktadır.

3. Avrupa Konseyi’nin çeşitli organları, uzun yıllardır bölgesel diller veya azınlık dillerine ilişkin endişelerini dile getirmektedir. İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşme’nin ayrımcılık yasağına ilişkin 14. maddesinin, en azından Sözleşme’de tanınan hak ve öz-gürlüklerden yararlanma bakımından, dile veya ulusal bir azınlığa mensup olma gibi nedenlere dayalı ayrımcılığı yasakladığı bir gerçektir. Bu husus önemli olmakla birlikte, sadece bireylerin ayrımcılığa maruz kalmamasına ilişkin bir hak yaratmakta, Danışma Meclisi’nin uzun zaman önce, 1957’deki 136 sayılı Kararı’nda belirttiği üzere, azınlık dillerinin ve bu dilleri kullanan toplulukların korunmasına ilişkin olarak pozitif bir koruma sistemi kurmamaktadır. Parlamenterler Meclisi, 1961 tarihli 285 sayılı Tavsiyesi’nde, Avrupa Sözleşmesi’ni tamamlamak üzere, azınlıkların kendi kültürlerinden yararlanma, kendi dillerini kullanma, kendi okullarını açma ve benzeri haklarını güvence altına alacak bir koruma tedbiri benimsenmesi çağrısında bulunmuştur.

4. Son olarak, 1981 yılında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Avrupa’daki azınlık dilleri ve lehçelerine ilişkin eğitsel ve kültürel sorunlara ilişkin olarak 928 sayılı Tavsiye’yi, ve aynı yıl Avru-pa Parlamentosu aynı sorunlara ilişkin bir kararı benimsemiştir. Her iki belge de, bölgesel diller ile azınlık dilleri ve kültürlerine ilişkin bir şart hazırlanması gerektiğini ifade etmiştir.

5. Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Daimi Konferansı (CLRAE), bu tavsiye ve kararlar-dan hareketle, yerel ve bölgesel yetkililerin yerel ve bölgesel düzlemdeki dil ve kültürlerle ilgili bir rol oynamaları beklentisinin de etkisiyle, Avrupa bölgesel diller veya azınlık dilleri Şartı’nı hazırlamaya karar vermiştir.

6. Şart taslağının hazırlanması öncesindeki ön çalışmalar arasında, Avrupa’daki bölgesel diller ile azınlık dillerinin gerçek durumunu tespite yönelik bir anket ile, 40’tan fazla dili temsilen 250 kişi-nin katıldığı kamuya açık bir toplantı da bulunmaktadır. Taslak hazırlığının ilk aşaması, bir grup uz-manın desteği ile yürütülmüştür. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi ile Avrupa Parlamentosu’nun güçlü ve sürekli ilgisi çerçevesinde, bu kurumlardan ilki taslağın hazırlanmasında yer almış, bu aşa-mada Avrupa Parlamentosu’nun yetkin üyeleri ile de temas sürdürülmüştür.

7. Sonuçta, Daimi Konferans 1988 tarih ve 192 sayılı Kararı ile, sözleşme statüsü kazanması amacıyla hazırlanan şart metnini teklif olarak sunmuştur.

8. Parlamenterler Meclisi’nin 1988 tarih ve 142 sayılı Görüş’ü ile desteklediği bu girişimin ar-dından, Bakanlar Komitesi Avrupa’daki bölgesel diller ile azınlık dillerine ilişkin bir ad hoc uzmanlar komitesi (CAHLR) kurmuş ve komiteyi, Daimi Konferans tarafından hazırlanan metni göz önünde bulundurarak bir şart taslağı hazırlamakla görevlendirmiştir. Hükümetlerarası bu komite, 1989 yılı sonunda çalışmaya başlamıştır. Bu projeyi başlatanlar olarak CLRAE ve Parlamenterler Meclisi,

komi-AYRIMCILIĞA KARŞI ULUSLARARASI İNSAN HAKLARI MEVZUATI 111

te toplantılarında temsil edilmiştir. CAHLR, şart taslağının nihai metnini 1992 yılında Bakanlar Komi-tesi’ne sunmadan önce, Avrupa Konseyi içindeki bazı uzman komitelere (kültür, eğitim, insan hakları, hukuki işbirliği, suç sorunları, yerel ve bölgesel yönetimler, medya) ve Avrupa Hukuk Yoluyla Demok-rasi Komisyonu’na danışmış ve onların görüşlerini göz önüne almıştır.

9. Şart, Bakan Yardımcılarının 25 Haziran 192 tarihli 478. toplantısında Bakanlar Komitesi ta-rafından bir sözleşme olarak benimsenmiş ve 5 Kasım 1990’da Strazburg’da imzaya açılmıştır.

Genel hususlar Şart’ın amaçları

10. Başlangıç kısmında açıkça ortaya konulduğu üzere, Şart’ın öne çıkan amacı kültüreldir.

Avrupa kültür mirasının tehdit altındaki bir unsuru olarak bölgesel diller ile azınlık dillerini korumak ve teşvik etmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu nedenle, sadece bu dillerin kullanımına ilişkin ayrımcılığı yasaklayan hükümler içermemekte, aynı zamanda bunu etkin şekilde destekleyen tedbirler sunmakta-dır: Amaç, bölgesel diller ile azınlık dillerinin eğitim ve kitle iletişim araçlarında kullanımını makul olarak mümkün olduğu ölçüde sağlamak ve yargısal ve idari faaliyetlerin yürütüldüğü yerlerde, eko-nomik ve sosyal yaşamda ve kültürel etkinliklerde kullanılmasına izin vermektir. Ancak bu şekilde geçmişteki elverişsiz koşullar, gerekli hallerde giderilebilir ve Avrupa’nın kültürel kimliğinin yaşayan bir unsuru olarak bu diller muhafaza edilebilir ve geliştirilebilir.

11. Şart, dil azınlıklarını değil, bölgesel diller ile azınlık dillerini korumayı ve teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle, bölgesel diller ile azınlık dillerinin kültürel yönüne ve bu dilleri konuşan-ların yaşamın her alanında bölgesel diller ile azınlık dillerini kullanmasına vurgu yapılmaktadır. Şart, bölgesel diller ile azınlık dillerini konuşanlara, bireysel veya kolektif bir hak sağlamamaktadır. Bunun-la birlikte, Taraf Devletlerin bu dillerin statüsüne ilişkin yükümlülükleri ve bu Şart’a uygun oBunun-larak yürürlüğe konulacak ulusal mevzuat, ilgili topluluklar ile bunların münferit üyelerinin durumları üze-rinde de açıkça etkili olacaktır.

12. CLRAE, taslak Şartı, orta ve doğu Avrupa’daki köklü değişiklikler öncesinde ve o dönem-de Avrupa Konseyi üyesi olan ülkelerin ihtiyaçları ışığında müzakere etmiş ve sunmuştur. Bununla birlikte, Şart’ın ve Şart ile benimsenen yaklaşımın, orta ve doğu Avrupa’daki ülkelerin durumuyla ne kadar ilintili olduğu, bu ülkelerden bir kısmının temsilcilerinin, konuya ilişkin Avrupa standartlarının benimsenmesi sırasında gösterdiği yakın ilgi ile de teyit edilmiştir.

13. Her ne kadar taslak Şart bağımsızlıktan ve sınırların değişmesinden sonra ortaya çıkan uy-rukluk sorununa ilişkin hükümler içermese de, Şart’ın ölçülü ve gerçekçi bir şekilde, tarihin onları konumlandırdığı devlette daha rahat etmelerini sağlayarak, ayırt edici nitelikleri dil olan azınlıkların sorunlarının azaltılmasına yardımcı olması beklenebilir. Bölgesel diller ile azınlık dillerinin yaşamın çeşitli alanlarında kullanılması imkanlarını arttırmak, parçalanma eğilimlerini güçlendirmenin aksine, bu dilleri konuşan kimselerin, yaşadıkları ülkedeki ve bir bütün olarak Avrupa’daki konumlarını kabul-lenmelerini önleyen geçmişe ilişkin kötü anıları arkada bırakmalarını sağlayacaktır.

14. Bu çerçevede Şart’ın, resmi diller ile bölgesel veya azınlık dilleri arasındaki ilişkiyi, reka-bet veya birbirini dışlama olarak değerlendirmediği de vurgulanmalıdır. Aksine, her kategorideki dilin uygun bir yerinin bulunduğu kültürlerarası ilişkilere dayalı ve çokdilli bir yaklaşım benimsemektedir.

Bu yaklaşım, Avrupa Konseyi’nin geleneksel olarak benimsediği değerlere ve halklar arasında daha yakın ilişkiler geliştirmeye, Avrupa’da işbirliğinin arttırılmasına ve bir devlette bulunan farklı nüfus grupları arasında kültürlerarası ilişkiler temeline dayalı anlayışın geliştirilmesine yönelik çabalarına da uygun düşmektedir.

15. Şart, ekonomik saiklerle yakın zamanda gerçekleşen göç dalgalarının bir sonucu olarak, imzacı devletlerde ortaya çıkan yeni ve çoğunlukla Avrupa dili olmayan dillere ilişkin durumla ilgili hükümler getirmemektedir. Bu dilleri konuşan kitlelerin bulunduğu hallerde, bütünleşmeye ilişkin

HAKAN ATAMAN - HASAN SAİM VURAL 112

özgül sorunlar ortaya çıkmaktadır. CAHLR, bu sorunların ayrıca, uygun olursa ayrı bir hukuki belgey-le düzenbelgey-lenmesi gerektiği görüşündedir.

16. Son olarak, bazı Avrupa Konseyi üyesi devletler, bu Şart’ın öngördüklerinden daha ileri giden politikaları hali hazırda uygulamaktadır. Bu Şart’ın hükümleri, hiçbir şekilde devletlerin bu hak-larını ortadan kaldırmayı amaçlamamaktadır.

Temel kavramlar ve yaklaşım Dil kavramı

17. Şart’ta kullanıldığı şekliyle dil kavramı, asli olarak dilin kültürel işlevine odaklanmaktadır.

Bu nedenle bireysel bir hak, başka bir ifade ile “kendi dilini” konuşma hakkı ihdas edecek ve bu dilin ne olduğunu belirleme hakkını bireylere bırakacak şekilde öznel olarak tanımlanmamıştır. Yine, dili belli bir sosyal veya etnik grubun aracı olarak nitelendirmek suretiyle, sosyo-politik veya etnik bir tanım da benimsenmiş değildir. Sonuç olarak, Şart, etnik ve/veya kültürel azınlık gruplarının hakları-nın ne olduğunu belirleme amacını taşımadığından, bölgesel veya azınlık dillerini koruma ve teşvik etmeyi amaçladığından, dil azınlıkları kavramını tanımlamaktan da kaçınmıştır.

Kullanılan terminoloji

18. CAHLR, “daha az yaygın diller” gibi ifadeler yerine, “bölgesel diller veya azınlık dilleri”

terimini tercih etmiştir. “Bölgesel” sıfatı, bir devletin topraklarının sınırlı bir parçasında konuşulan dilleri ifade eder; ki bu dil bu bölgedeki vatandaşların çoğunluğu tarafından konuşuluyor olabilir.

“Azınlık” terimi, ya dilin devlet ülkesinin belirli bir parçası üzerinde yoğunlaşmamış kimseler tarafın-dan konuşulduğu, ya da devlet ülkesinin bir parçasında yoğunlaşmış olmakla birlikte, bu bölgede, dev-letin çoğunluk dilini konuşan kimselerden sayıca az olan kimseler tarafından konuşulduğu durumları ifade eder. Her iki sıfat da, hukuki kavramları değil, olgulara dayalı ölçütleri ifade etmekte ve söz ko-nusu devletteki durumu yansıtmaktadır (örneğin, bir devletteki azınlık dili, bir başka devlette çoğunlu-ğun dili olabilir).

Farklı bölgesel veya azınlık dilleri “kategorileri” arasında farklılaştırma yapılmamış olması 19. Şart’ı hazırlayanlar, Avrupa’daki bölgesel ve azınlık dillerinin durumları arasındaki büyük farklılıkların nasıl değerlendirilmesi gerektiği sorunu ile karşılaşmışlardır. Bazı diller nispeten geniş bir coğrafi alanda, yüksek sayıda kimse tarafından konuşulmakta ve belli bir gelişme imkanından ve kültürel istikrardan yararlanmaktadır; diğerleri nüfusun oldukça küçük bir kısmı tarafından, sınırlı bir ülkesel alanda konuşulmakta, veya kayda değer ölçüde küçük bir azınlık tarafından konuşulmakta ve yaşama ve gelişme imkanından büyük ölçüde yoksun bulunmaktadır.

20. Sonuç olarak, farklı kategori dilleri, nesnel durumlarına göre tanımlama çabasına girmeme kararı alınmıştır. Aksine bir yaklaşım, Avrupa’daki dillerin çeşitliliğine adil bir yaklaşım teşkil etme-yecektir. Uygulamada, her bölgesel dil veya azınlık dili, özel bir nitelik arz etmektedir ve bunları farklı gruplar altında toplamaya çalışmak ve zorlamak uygun değildir. Benimsenen çözüm, tek bir bölgesel dil veya azınlık dili kavramı kabul ederek, devletlere her bir bölgesel dil veya azınlık diliyle ilgili ola-rak yükümlülüklerini uyarlama imkanı tanımaktır.

Avrupa’daki bölgesel dil ve azınlık dillerinin bir listesinin yapılmamış olması

21. Şart, hangi Avrupa dillerinin ilk maddede tanımlanan bölgesel dil veya azınlık dili kavramı kapsamına girdiğini belirtmemektedir. Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Daimi Konferansı tarafın-dan Avrupa’daki dillerin durumuna ilişkin olarak yapılan ön anket, Şart’ı hazırlayanları, bölgesel dil veya azınlık dillerinin bir listesini eklemekten kaçınmaya teşvik etmiştir. III. Bölüm’de öngörülen özgül tedbirlerle ilgili olarak, hangi hükümlerin hangi dillere uygulanacağını belirleme yetkisi büyük ölçüde devletlere bırakıldığından, aksinin kararlaştırılması zaten sınırlı bir etkiye sahip olacaktı. Şart, münferit bölgesel diller ile azınlık dillerinin farklı durumlarına uygun çözümler sunmakta, ancak so-mut vakada hangi durumun söz konusu olduğunu, kendisi belirlememektedir.

AYRIMCILIĞA KARŞI ULUSLARARASI İNSAN HAKLARI MEVZUATI 113

Şart’ın yapısı

22. Şart, II. Bölüm’de tüm bölgesel diller ile azınlık dillerine uygulanacak ortak çekirdek ilke-ler ortaya koymaktadır. Öte yandan Şart’ın III. Bölümü, topluluğun yaşamının farklı alanlarında bölge-sel veya azınlık dillerinin yerinin ne olduğuna ilişkin bir dizi özgül hüküm içermektedir: Devletler, belirli sınırlar dahilinde, bu hükümlerden hangilerinin kendi sınırları içinde konuşulan her bir dile uy-gulanacağını belirlemede özgürdür. Ek olarak, önemli sayıda hüküm, “her bir dilin durumuna göre”

uygulanmak üzere, esnekliği değişen seçenekler sunmaktadır.

23. Esneklik, bölgesel diller ile azınlık dillerine ilişkin de facto durumlardaki büyük farklılık-ları gözetmektedir (söz konusu dili konuşanfarklılık-ların sayısı, parçalanmışlık derecesi, vs.). Yine çoğu hük-mün yarattığı maliyet ve Avrupa devletlerinin farklı idari ve mali kapasiteleri de göz önüne alınmıştır.

Bu çerçevede devletlerin, hukuki durumları geliştiğinde veya mali durumları elverdiğinde, sonraki aşamalarda yükümlülüklerini arttırma olanağı bulunması önemlidir.

24. Son olarak, Şart’ın IV. Bölümü, Şart’ın uygulanmasını izlemek üzere bir Avrupa uzmanlar komitesinin kurulması dahil olmak üzere, uygulamaya ilişkin hükümler içermektedir.

Şart’ın hükümlerine ilişkin şerh Başlangıç

25. Başlangıç, Şart’ın hazırlanma nedenlerini ortaya koymakta ve temel felsefi yaklaşımını açıklamaktadır.

26. Avrupa Konseyi’nin amacı, üyeleri arasında, ortak miras ve ideallerini geliştirmek üzere, daha sıkı bir birlik kurmaktır. Dil çeşitliliği, Avrupa kültürel mirasının en değerli unsurları arasındadır.

Avrupa kültürel kimliği, dillerin standartlaştırılması üzerine inşa edilemez. Aksine, geleneksel bölgesel diller ile azınlık dillerinin korunması ve güçlendirilmesi, Avrupa Konseyi üyelerinin ideallerine göre ancak çoğulcu ilkeler üzerine inşa edilebilecek olan Avrupa’nın inşasına bir katkıdır.

27. Başlangıç, Birleşmiş Milletler’in Medeni ve Siyasi Haklara Dair Uluslararası Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne gönderme yapmaktadır. Bunlara ek olarak, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı çerçevesinde benimsenen siyasi nitelikli taahhütleri de zikretmektedir. Avru-pa’nın bazı tarihi bölgesel ve azınlık dillerinin bugünkü zayıf durumları gözetildiğinde, bu dilleri ko-nuşanlara karşı ayrımcılığın yasaklanması tek başına yeterli bir tedbir olmayacaktır. Bu dilleri kulla-nanların menfaat ve isteklerini yansıtan özel destek, bu dillerin korunması ve geliştirilmesi bakımından son derece önemlidir.

28. Şart’ın yaklaşımı ulusal egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkelerini yansıtmaktadır. Her dev-let, kültürel ve sosyal gerçekliği göz önünde bulundurma yükümlülüğü altındadır; ancak siyasi veya kurumsal düzenin değiştirilmesi söz konusu değildir. Aksine, üye devletler ülkesel yapılanma ile devlet yapısını olduğu gibi kabul ettiği için, her bir devlet içinde, ancak uyumlu şekilde, bölgesel diller ile azınlık dilleri niteliğindeki dillerin geliştirilmesi için tedbirler almanın gerekliliğine inanmışlardır.

29. Kültürlerarasılık ve çokdillilik ilkelerinin teyidi, Şart’ın amaçlarına ilişkin yanlış anlamala-rı ortadan kaldırmaya hizmet etmektedir; ki Şart katiyen dil gruplaanlamala-rının herhangi bir şekilde ayanlamala-rılmala- ayrılmala-rını teşvik etmeyi amaçlamamaktadır. Aksine, her devlette, resmi dilin (veya resmi dillerden birinin) bilinmesinin gerekli olduğu kabul edilmektedir; bunun bir sonucu olarak, Şart hükümlerinin hiçbiri resmi dillerin öğrenilmesi önünde engel oluşturmayı amaçlar şekilde yorumlanmamalıdır.

Bölüm I – Genel hükümler

In document University of Groningen Device physics of donor/acceptor-blend solar cells Koster, Lambert Jan Anton (Page 12-16)